Forum
Biyomedikal Mühendisliği ve Biyomedikal Cihaz Teknolojisi :: Forum :: Bilimsel Konular - Sohbet - Mesajlaşma Ve İletişim :: Gülmece,Haberleşme, Duyuru ve Yorum
 
<< Önceki konu | Sonraki Konu >>
Dünya Nereye Gidiyor?
Moderatorler: Yasin Çağan, yavuznuri, Kadir
Yazar Mesaj
EMRE
16 May 07 saat: 11:47

Kayıtlı Üye #1190
Kayıt Tarihi: 19 Feb 07 saat: 09:25

Üniversite:: Anadolu Üniversitesi P.M.Y.O
Mesaj Sayısı: 67
2 kez 2 mesajda teşekür aldı
Dünya Nereye Gidiyor?
20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda; yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin, hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören insanlar artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan, dine ve maneviyata yöneliş, hızlı bir şekilde tüm dünyayı sardı.    
 

20. yüzyıl insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden biridir. Bu yüzyıl biterken bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, ister istemez bir sonraki yüzyılın nasıl olacağı sorusunu ortaya çıkarmıştı.
1980'li yılların sonunda iki kutuplu bir dünyanın ortadan kalkması, tarihin muhtemel seyri konusunda yeni yaklaşımların ortaya atılmasına neden oldu. Bu yaklaşıma "Yeni Dünya Düzeni" adı verildi. "Yeni Dünya Düzeni", kısa zamanda birkaç teorik zemine birden oturtuluverdi. Yeni dönemin en önemli teorisyenlerinden olan Francis Fukuyama, liberal kapitalist değerlerin insanlığın ulaşabildiği en yüksek değerler olduğunu iddia ediyordu. Fukuyama "Tarihin Sonu mu?" makalesiyle başlattığı tartışmada, dünyanın her yanındaki siyasal yönetim sistemlerinin ve yaşam anlayışlarının birbirine benzemeye başladığını iddia etmişti. Ona göre ideolojilerin belirleyiciliği ortadan kalkmıştı ve dünya, ekonomiye dayanan bir rekabetin içine düşmekteydi. Elbette bu iddia ilk değildi, Fukuyama'dan önceki dönemlerde de, determinist ve Darwinist bir tarih anlayışı çerçevesinde tarihin rekabet ve çatışmayla geliştiği tezi ileri sürülmüştü. Fukuyama'dan tarihin sonu iddiası Yeni teze göre ise insanlık, tarih içinde ulaşmak istediği son mutlu noktanın eşiğindeydi. Francis Fukuyama, 11 Eylül saldırılarından sonra Wall Street Journal'da çıkan bir yazısında, sosyal bilimlere uyarlanmış Darwinist bir yaklaşımla, insanlığın geleceğini şöyle tanımlıyordu: "Benim kullandığım 'tarih' kelimesi farklı bir anlam taşıyordu. İnsanoğlunun, yüzyıllar boyunca liberal demokrasi ve kapitalizm gibi kurumlarla tanımlanan, modernliğe doğru ilerlemesine atıfta bulunuyordu. 1989 yılında komünizmin çöküşünün arifesinde yaptığım bu gözlem, evrimsel sürecin dünyada daha büyük toplulukları modernliğe doğru bir araya getirdiğiydi. Liberal demokrasi ve serbest pazar ekonomisinin ötesine baktığımız zaman gelişmesini bekleyeceğimiz başka bir şey yoktu. Bu yüzden de tarihin sonuydu." Determinist tarih inancıyla, insanlığın artık yolun sonuna geldiğini iddia edenler, Avrupa, Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgelerindeki istikrarsızlık ve birbiri ardına çıkan savaşlar karşısında şaşırdılar. 20. yüzyıla kadar İslam ahlakının yaşandığı Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Afrika'nın çok farklı kültürleri ve etnik yapıları içinde barındıran bölgeler kargaşaya gömüldüler. Bu gelişmelerin üzerine başta Harvard Üniversitesi'nden Prof. Samuel P. Huntington olmak üzere bir takım teorisyenler, genelde muhalif bir tez ileri sürerek, önümüzdeki yılların medeniyetler çatışmasına sahne olacağını iddia ettiler. Bu kişilere göre medeniyetler arasındaki kültürel farklar fikri çatışmalara neden olacak ve bu çatışmalar kutuplaşmaları hızlandırıp fiili hale dönecektir. Samuel P. Huntington, 1993 yılında yazdığı 23 sayfalık bir makaleyle "Medeniyetler Çatışması" tezini ortaya atmıştı. Bu tez ilk ortaya atıldığında farklı tepkiler aldı. Son dönemdeki gelişmeler ve Batılı bazı devlet adamlarının verdiği demeçler bu tez hakkındaki tartışmaları tekrar canlandırdı. Dünya yeni bir döneme girerken Huntington da Fukuyama gibi ideolojilerin belirleyiciliğinin sona erdiğini ve dinlerden kaynak bulan medeniyetler çağına geri dönüldüğünü ileri sürüyordu. Yazarın düşüncelerine göre, bu dönemde medeniyetler arasındaki çatışmalar giderek çoğalacaktı. Önümüzdeki yüzyılda dünya, tümüyle bu çatışmalara sahne olacaktı. Huntington, en büyük çatışmanın ise, Batı ve İslam medeniyetleri arasında yaşanacağını öngörüyordu.
Medeniyetler çatışması görüşüne Kuran'da bildirilen çözüm
Kuran'da insanlara çatışma değil, barış ve esenlik vaat edilmektedir. Allah Kuran'da, insanlar arasında farklı dinlerden bile olsa uzlaşmanın ve hoşgörünün var olması gerektiğini şöyle bildirmektedir: "De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim." (Al-i İmran Suresi, 64) Bu gerçek, Huntington'ın medeniyetler çatışması öngörüsünü tek başına geçersiz kılmaktadır. Çatışma olabilmesi için iki tarafın da saldırgan ve kavgacı bir düşünceye sahip olması gerekir. Oysa İslam diğer dinlere ve medeniyetlere karşı hoşgörülü ve uzlaşmacıdır. 20. yüzyılda yaşanan belaların sebepleri ise, ağırlıklı olarak 19. yüzyılda ortaya atılan fikirlerdi. İlk çağlardan beri, yaratılışı inkar eden ve maddenin mutlak varlık olduğunu iddia eden ideolojiler, Darwin'in ortaya attığı evrim teorisinden güç bulunca, geniş bir alana yayıldılar. Bu çarpık ideolojiler bir anda toplumların hayat felsefesi haline geldiler.


Materyalist ideolojilerin toplumlardaki uygulaması, zayıfı ezen, devlete başkaldıran, aile kavramını hiçe sayan, barış, huzur, kardeşlik tanımayan, sevgi, vefa, saygı gibi manevi değerlerden uzak, her türlü ahlaki değeri yok sayan, sanattan, bilimden zevk almayan nesiller oluşturarak, yalnızca maddeye önem veren bir anlayışın hakim olması şeklindeydi. Materyalist anlayış doğrultusunda toplumlara empoze ettikleri fikirler sonucunda da Allah'ın varlığını ve dini inkar eden, hiç kimseye karşı sorumluluk olmadığını düşünen kitlelerin oluşması hedeflenmişti. 20. yüzyılın savaşların, belaların ve sıkıntıların çağı olarak tarih sahnesinde yerini alması, işte bu materyalist zihniyetin sonucudur. Ancak artık 20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda; yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin -hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören insanlar artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan, dine ve maneviyata yöneliş, hızlı bir şekilde tüm dünyayı sardı. Bu gelişmeler, Allah'ın kulları için seçip beğendiği İslam ahlakını yeryüzünde etkin kılacağı vaadinin yakınlaşmasının da birer alametidir. Kuran'ın pek çok ayetinden anlaşıldığı üzere, Allah İslam ahlakını, dilediği kullarını vesile ederek hakim kılacağını müjdelemektedir. Allah, Nur Suresi'nin 55. ayetinde bu vaadini şöyle bildirmiştir: "Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır." (Nur Suresi, 55) Dünyanın geleceği ile ilgili teoriler üretenler her ne kadar birbirlerinden farklı düşüncelere sahip gibi görünseler de, bunların ortak oldukları bir nokta vardır; o da karamsarlıktır. Materyalist bakış açısıyla değerlendirdikleri olaylar, ümitvar olmalarını engellemektedir. Daha da önemlisi Allah'ın inanan kulları için daima iyi ve güzel olanı istediğini hesap edememektedirler.
21.Yüzyıl ve Ahir Zaman
Hükmü kıyamete kadar geçerli olan, tüm hayatımızı kapsayan emir ve bilgilerin yer aldığı Kuran-ı Kerim'in en büyük mucizelerinden biri, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan tüm insanlara hitap etmesidir. Allah, Kuran'ı kıyamete kadar insanlara bir yol gösterici ve hidayet rehberi olarak indirmiştir. Bunun yanı sıra Kuran'da geleceğe dair işaretler ve müminlerin üzerinde düşünmesi gereken bazı sırlar da vardır. Kıyamete yakın bir dönem olan ahir zamanda yaygınlık kazanacak olan inkarcı sistemlerin uygulamalarına ve Allah'ın bu batıl sistemleri hakkı göndererek darmadağın etmesine yönelik çok önemli işaretler bulunmaktadır. "Ahir zaman" ifadesi anlam olarak son dönem, son zaman demektir. İslam'a göre ahir zaman kavramı kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının üstün olacağı, insanlar arasında yaygın olarak yaşanacak olan son dönemi ifade eder. Adı geçen bu dönem Allah'ın izniyle çok yakındır ve insanların bu konu üzerinde derin derin düşünmeleri çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu nedenle tüm Müslümanların etraflarında gerçekleşen olayları dikkatle takip etmeleri ve bunları Kuran ayetleri ile Peygamberimizin hadisleri doğrultusunda değerlendirmeleri gerekmektedir. Kuran'da ahir zaman konusuna dolaylı olarak değinilmiştir. Ayetler üzerinde düşünüldüğünde günümüzdeki olaylara ve ahir zamana işaret eden çok önemli sırlar bulmak mümkündür. İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel yiyecekler toplumsal sorunların yaşanmadığı huzurla dolu bir hayat, bolluk, bereket… İşte ahir zaman, tüm bu "daha iyi", "daha güzel" kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barış ve huzurun aldığı, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir. Güzel ahlakın tüm dünyada yaşanması, Peygamberimizin vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan ahir zaman alametlerinin en önemlilerinden biridir. Peygamberimizin hadislerinde bu dönemi ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer alır. Peygamberimizin ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlara bakıldığında, ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım önemli olay ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman dünyanın büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonra da gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir dönemdir. Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah'ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlar yaratılış amaçlarından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak, insanlar "Nasıl kurtuluruz?" sorusunun cevabını arayacaklardır. Bu dönemde İslam Dini, içine sokulan bir takım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle aslından uzaklaştırılmıştır. Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden felsefeler, öte yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler, insanlığı büyük bir karanlığa sürüklemişlerdir.


Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası altında ezilen insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Fitnelerin çoğalması, haramların helal sayılması, doğal felaketlerin tüm dünyayı sarması ve birbiri ardınca hayret verici olayların meydana gelmesi, tüm müminlere ahir zamanın yaklaştığını haber vermektedir. Ahir zamanın en büyük müjdesi ise İslam ahlakının yeryüzüne yayılmasıdır. Peygamberimizden aktarılan hadislerde ahir zamanda tüm dünyanın adaletle ve barışla dolacağı müjdelenmektedir. Bu döneme "Altınçağ" isminin verilmesinin nedenlerinden biri budur. Hadislerde emniyetin ve güvenin temin edildiği, yokluk ve fakirliğin ortadan kalktığı, silahların sustuğu bu dönem hakkında çok detaylı bilgiler verilmektedir. Kuran ahlakının yaşanmasıyla meydana gelecek olan adalet ve barış dolu dünyada, ürünlerde ve mallarda da çok büyük bolluk ve bereketyaşanacaktır. Böylece yokluklar, sıkıntılar ve açlık ortadan kalkacaktır. Gerçekten de daha şimdiden bilgisayar, gen ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, bu gelecek dönemi doğrular şekildedir. Bilimde yaşanan gelişmeler insanın çevresini saran yaratılış delillerini daha yakından kavramasını sağlamaktadır. Tıp biliminde hastalıkların önceden teşhisi, robotlar, uydu teknolojileri ve daha birçok teknolojik alet, ahir zamanın alametleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Süratli bir şekilde yaşanan gelişmeleri iyi yorumlayabilen kişiler, Allah'ın müjdelediği bu kutlu dönemin alametlerinin çok açık olduğunu hemen fark edeceklerdir.

Dünya Nereye Gidiyor?
20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda; yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin, hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören insanlar artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan, dine ve maneviyata yöneliş, hızlı bir şekilde tüm dünyayı sardı.

20. yüzyıl insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden biridir. Bu yüzyıl biterken bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, ister istemez bir sonraki yüzyılın nasıl olacağı sorusunu ortaya çıkarmıştı.
1980'li yılların sonunda iki kutuplu bir dünyanın ortadan kalkması, tarihin muhtemel seyri konusunda yeni yaklaşımların ortaya atılmasına neden oldu. Bu yaklaşıma "Yeni Dünya Düzeni" adı verildi. "Yeni Dünya Düzeni", kısa zamanda birkaç teorik zemine birden oturtuluverdi. Yeni dönemin en önemli teorisyenlerinden olan Francis Fukuyama, liberal kapitalist değerlerin insanlığın ulaşabildiği en yüksek değerler olduğunu iddia ediyordu. Fukuyama "Tarihin Sonu mu?" makalesiyle başlattığı tartışmada, dünyanın her yanındaki siyasal yönetim sistemlerinin ve yaşam anlayışlarının birbirine benzemeye başladığını iddia etmişti. Ona göre ideolojilerin belirleyiciliği ortadan kalkmıştı ve dünya, ekonomiye dayanan bir rekabetin içine düşmekteydi. Elbette bu iddia ilk değildi, Fukuyama'dan önceki dönemlerde de, determinist ve Darwinist bir tarih anlayışı çerçevesinde tarihin rekabet ve çatışmayla geliştiği tezi ileri sürülmüştü. Fukuyama'dan tarihin sonu iddiası Yeni teze göre ise insanlık, tarih içinde ulaşmak istediği son mutlu noktanın eşiğindeydi. Francis Fukuyama, 11 Eylül saldırılarından sonra Wall Street Journal'da çıkan bir yazısında, sosyal bilimlere uyarlanmış Darwinist bir yaklaşımla, insanlığın geleceğini şöyle tanımlıyordu: "Benim kullandığım 'tarih' kelimesi farklı bir anlam taşıyordu. İnsanoğlunun, yüzyıllar boyunca liberal demokrasi ve kapitalizm gibi kurumlarla tanımlanan, modernliğe doğru ilerlemesine atıfta bulunuyordu. 1989 yılında komünizmin çöküşünün arifesinde yaptığım bu gözlem, evrimsel sürecin dünyada daha büyük toplulukları modernliğe doğru bir araya getirdiğiydi. Liberal demokrasi ve serbest pazar ekonomisinin ötesine baktığımız zaman gelişmesini bekleyeceğimiz başka bir şey yoktu. Bu yüzden de tarihin sonuydu." Determinist tarih inancıyla, insanlığın artık yolun sonuna geldiğini iddia edenler, Avrupa, Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgelerindeki istikrarsızlık ve birbiri ardına çıkan savaşlar karşısında şaşırdılar. 20. yüzyıla kadar İslam ahlakının yaşandığı Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Afrika'nın çok farklı kültürleri ve etnik yapıları içinde barındıran bölgeler kargaşaya gömüldüler. Bu gelişmelerin üzerine başta Harvard Üniversitesi'nden Prof. Samuel P. Huntington olmak üzere bir takım teorisyenler, genelde muhalif bir tez ileri sürerek, önümüzdeki yılların medeniyetler çatışmasına sahne olacağını iddia ettiler. Bu kişilere göre medeniyetler arasındaki kültürel farklar fikri çatışmalara neden olacak ve bu çatışmalar kutuplaşmaları hızlandırıp fiili hale dönecektir. Samuel P. Huntington, 1993 yılında yazdığı 23 sayfalık bir makaleyle "Medeniyetler Çatışması" tezini ortaya atmıştı. Bu tez ilk ortaya atıldığında farklı tepkiler aldı. Son dönemdeki gelişmeler ve Batılı bazı devlet adamlarının verdiği demeçler bu tez hakkındaki tartışmaları tekrar canlandırdı. Dünya yeni bir döneme girerken Huntington da Fukuyama gibi ideolojilerin belirleyiciliğinin sona erdiğini ve dinlerden kaynak bulan medeniyetler çağına geri dönüldüğünü ileri sürüyordu. Yazarın düşüncelerine göre, bu dönemde medeniyetler arasındaki çatışmalar giderek çoğalacaktı. Önümüzdeki yüzyılda dünya, tümüyle bu çatışmalara sahne olacaktı. Huntington, en büyük çatışmanın ise, Batı ve İslam medeniyetleri arasında yaşanacağını öngörüyordu.
Medeniyetler çatışması görüşüne Kuran'da bildirilen çözüm
Kuran'da insanlara çatışma değil, barış ve esenlik vaat edilmektedir. Allah Kuran'da, insanlar arasında farklı dinlerden bile olsa uzlaşmanın ve hoşgörünün var olması gerektiğini şöyle bildirmektedir: "De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim." (Al-i İmran Suresi, 64) Bu gerçek, Huntington'ın medeniyetler çatışması öngörüsünü tek başına geçersiz kılmaktadır. Çatışma olabilmesi için iki tarafın da saldırgan ve kavgacı bir düşünceye sahip olması gerekir. Oysa İslam diğer dinlere ve medeniyetlere karşı hoşgörülü ve uzlaşmacıdır. 20. yüzyılda yaşanan belaların sebepleri ise, ağırlıklı olarak 19. yüzyılda ortaya atılan fikirlerdi. İlk çağlardan beri, yaratılışı inkar eden ve maddenin mutlak varlık olduğunu iddia eden ideolojiler, Darwin'in ortaya attığı evrim teorisinden güç bulunca, geniş bir alana yayıldılar. Bu çarpık ideolojiler bir anda toplumların hayat felsefesi haline geldiler. Materyalist ideolojilerin toplumlardaki uygulaması, zayıfı ezen, devlete başkaldıran, aile kavramını hiçe sayan, barış, huzur, kardeşlik tanımayan, sevgi, vefa, saygı gibi manevi değerlerden uzak, her türlü ahlaki değeri yok sayan, sanattan, bilimden zevk almayan nesiller oluşturarak, yalnızca maddeye önem veren bir anlayışın hakim olması şeklindeydi. Materyalist anlayış doğrultusunda toplumlara empoze ettikleri fikirler sonucunda da Allah'ın varlığını ve dini inkar eden, hiç kimseye karşı sorumluluk olmadığını düşünen kitlelerin oluşması hedeflenmişti. 20. yüzyılın savaşların, belaların ve sıkıntıların çağı olarak tarih sahnesinde yerini alması, işte bu materyalist zihniyetin sonucudur. Ancak artık 20. yüzyıl geride kaldı. Şu an 21. yüzyılda; yepyeni bir çağdayız. Geçtiğimiz yüzyılda materyalist felsefenin -hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın- yıkımdan başka bir şey getirmediğini gören insanlar artık Allah'a yöneliyor. Özellikle 20. yüzyılın son dönemlerinde başlayan, dine ve maneviyata yöneliş, hızlı bir şekilde tüm dünyayı sardı. Bu gelişmeler, Allah'ın kulları için seçip beğendiği İslam ahlakını yeryüzünde etkin kılacağı vaadinin yakınlaşmasının da birer alametidir. Kuran'ın pek çok ayetinden anlaşıldığı üzere, Allah İslam ahlakını, dilediği kullarını vesile ederek hakim kılacağını müjdelemektedir. Allah, Nur Suresi'nin 55. ayetinde bu vaadini şöyle bildirmiştir: "Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır." (Nur Suresi, 55) Dünyanın geleceği ile ilgili teoriler üretenler her ne kadar birbirlerinden farklı düşüncelere sahip gibi görünseler de, bunların ortak oldukları bir nokta vardır; o da karamsarlıktır. Materyalist bakış açısıyla değerlendirdikleri olaylar, ümitvar olmalarını engellemektedir. Daha da önemlisi Allah'ın inanan kulları için daima iyi ve güzel olanı istediğini hesap edememektedirler.
21.Yüzyıl ve Ahir Zaman
Hükmü kıyamete kadar geçerli olan, tüm hayatımızı kapsayan emir ve bilgilerin yer aldığı Kuran-ı Kerim'in en büyük mucizelerinden biri, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan tüm insanlara hitap etmesidir. Allah, Kuran'ı kıyamete kadar insanlara bir yol gösterici ve hidayet rehberi olarak indirmiştir. Bunun yanı sıra Kuran'da geleceğe dair işaretler ve müminlerin üzerinde düşünmesi gereken bazı sırlar da vardır. Kıyamete yakın bir dönem olan ahir zamanda yaygınlık kazanacak olan inkarcı sistemlerin uygulamalarına ve Allah'ın bu batıl sistemleri hakkı göndererek darmadağın etmesine yönelik çok önemli işaretler bulunmaktadır. "Ahir zaman" ifadesi anlam olarak son dönem, son zaman demektir. İslam'a göre ahir zaman kavramı kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının üstün olacağı, insanlar arasında yaygın olarak yaşanacak olan son dönemi ifade eder. Adı geçen bu dönem Allah'ın izniyle çok yakındır ve insanların bu konu üzerinde derin derin düşünmeleri çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu nedenle tüm Müslümanların etraflarında gerçekleşen olayları dikkatle takip etmeleri ve bunları Kuran ayetleri ile Peygamberimizin hadisleri doğrultusunda değerlendirmeleri gerekmektedir. Kuran'da ahir zaman konusuna dolaylı olarak değinilmiştir. Ayetler üzerinde düşünüldüğünde günümüzdeki olaylara ve ahir zamana işaret eden çok önemli sırlar bulmak mümkündür. İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel yiyecekler toplumsal sorunların yaşanmadığı huzurla dolu bir hayat, bolluk, bereket… İşte ahir zaman, tüm bu "daha iyi", "daha güzel" kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barış ve huzurun aldığı, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir. Güzel ahlakın tüm dünyada yaşanması, Peygamberimizin vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan ahir zaman alametlerinin en önemlilerinden biridir. Peygamberimizin hadislerinde bu dönemi ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer alır. Peygamberimizin ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlara bakıldığında, ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım önemli olay ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman dünyanın büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonra da gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir dönemdir. Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah'ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlar yaratılış amaçlarından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak, insanlar "Nasıl kurtuluruz?" sorusunun cevabını arayacaklardır. Bu dönemde İslam Dini, içine sokulan bir takım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle aslından uzaklaştırılmıştır. Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden felsefeler, öte yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler, insanlığı büyük bir karanlığa sürüklemişlerdir. Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası altında ezilen insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Fitnelerin çoğalması, haramların helal sayılması, doğal felaketlerin tüm dünyayı sarması ve birbiri ardınca hayret verici olayların meydana gelmesi, tüm müminlere ahir zamanın yaklaştığını haber vermektedir. Ahir zamanın en büyük müjdesi ise İslam ahlakının yeryüzüne yayılmasıdır. Peygamberimizden aktarılan hadislerde ahir zamanda tüm dünyanın adaletle ve barışla dolacağı müjdelenmektedir. Bu döneme "Altınçağ" isminin verilmesinin nedenlerinden biri budur. Hadislerde emniyetin ve güvenin temin edildiği, yokluk ve fakirliğin ortadan kalktığı, silahların sustuğu bu dönem hakkında çok detaylı bilgiler verilmektedir. Kuran ahlakının yaşanmasıyla meydana gelecek olan adalet ve barış dolu dünyada, ürünlerde ve mallarda da çok büyük bolluk ve bereket yaşanacaktır. Böylece yokluklar, sıkıntılar ve açlık ortadan kalkacaktır. Gerçekten de daha şimdiden bilgisayar, gen ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, bu gelecek dönemi doğrular şekildedir. Bilimde yaşanan gelişmeler insanın çevresini saran yaratılış delillerini daha yakından kavramasını sağlamaktadır. Tıp biliminde hastalıkların önceden teşhisi, robotlar, uydu teknolojileri ve daha birçok teknolojik alet, ahir zamanın alametleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Süratli bir şekilde yaşanan gelişmeleri iyi yorumlayabilen kişiler, Allah'ın müjdelediği bu kutlu dönemin alametlerinin çok açık olduğunu hemen fark edeceklerdir.
Hz. İsa'nın Dönüşü
Hz. İsa'nın dünyaya ikinci gelişi, Allah'ın Kuran'da Müslümanlara vaat ettiği bir müjdedir. Hz. İsa, diğer tüm peygamberler gibi Allah'ın insanları doğru yola çağırmakla görevlendirdiği seçkin bir kuludur. Ancak Hz. İsa'yı diğer peygamberlerden ayıran bazı özellikler vardır. Bunlardan en önemlisi onun halen ölmemiş, Allah katına yükseltilmiş ve yeryüzüne tekrar geri dönecek olmasıdır. Birçok insan Hz. İsa'nın geçmişte "bir şekilde" öldüğünü ve bir daha yeryüzüne geri dönmeyeceğini sanmaktadır. Bu inanç, Kuran'ı bilmemekten kaynaklanan önemli bir yanılgıdır. Kuran dikkatli bir gözle incelendiğinde Hz. İsa hakkındaki ayetlerin gerçek anlamları ortaya çıkmaktadır. Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur: "Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim."
(Al-i İmran Suresi, 55)
Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gönderileceği, Peygamber Efendimiz tarafından da müjdelenmiştir. Peygamberimiz, hadislerinde Hz. İsa'nın, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edeceğini, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran'a göre yaşamaya çağıracağını bildirmiştir. Ahir zamanla ilgili olarak Peygamberimizin söylediği onlarca hadiste, onun gönderileceği dönemde tüm yeryüzünün barış, adalet, huzur ve refahla dolacağı müjdelenmektedir. Tüm Hıristiyan ve Müslüman alemi, yüzyıllardır bu kutlu misafiri karşılamayı beklemektedir. Hz. İsa ile birlikte, tüm Müslüman ve Hıristiyanlar tek bir inançta birleşecek ve dünya "Altınçağ" olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

Not:Alıntıdır.


[ Düzenlendi 16 May 07 saat: 11:50 ]

Mr.Electronic

Başa dön


 

Hızlı Geçiş:     Başa dön

Bu konuyu uzaktan oku: rss 0.92 Bu konuyu uzaktan oku: rss 2.0 Bu konuyu uzaktan oku: RDF
Powered by e107 Forum System
e107 CMS sistemi kulanılarak yapılmıştır ve yayınlanan materyaller GNU Genel Kamu Lisansı ile korunmaktadır.

Theme created by Free-Source.net
Biyomedikal Tags

atomic structure   common myths   Teknoloji   test c   tibb   benzer   biyomedikal fuari   experienced professionals   pankreas   multilayer perceptron   Hastabasi Monitoru   daha   Lazerler   nanoscience   ritim   mekanik   ege biyomedikal   Kan Sayım Cihazı   biomedical research   MONİTÖRÜ   enormous growth   İstanbul Üniversitesi   Biyomedikal Teknikeri   kimyasal madde   processes   indesign   elektrik elektronik   molecular imaging   Dijital Steteskop   error codes   Medikal Araçların Tanımı   medikal fuarı   anolog   Matlab   tibbi cihaz bakim   information technology   devre   biyomedikal is arama   radyo vericileri   Biomedical Engineering   Tıbbi cihazlar tamiri   anatomi   helium neon   akdeniz biyomedikal   kisa donem askerlik   doppler   onarımı   DICOM NEDIR   Nanoteknoloji Videolari   Biyomedikal Nedir   Tıpta Son   hepatit   Santrüfüj   biyomedikal sirket   medikal cihaz tamiri   mikro eliza   representative   kontroll   dikey gecis   biyomedikal nedir?   zden   biyomedikal mühendisliği   kal   clinical information systems   biyomedikal insan kaynaklari   nanoteknoloji nedir?   biyomedikal staj   biyomedikal tez   tomografi   Devre Analizi   Gama Kamera   kontrol sistemleri   dr lee   angelous   BİYOMEDİKAL MÜHENDİS   kamera   ECG meter   medikal ebook   biyomedikal bölümü   biyomedikal odev   fireworks   krypton   Acıbadem Hastanesi Biyomedikal Teknisyeni Arıyor   english isbn   web sitesi kurulumu   elektrik   ba lam   myo askerlik durumu   işlemsel Yukseltecler   Biyomedikal Cihazlar   hayati   steve jobs   makine   biyomedikal servis   biyomedikal fuar   biyomedikal is   kangazi cihazi   sirketime site   neonatal patients   Medicine   bedsite   cristian doppler   doku   programlar   medical diagnostic tools   biyomedikal staj raporu   biyomedikal muhendisligi   tens   biyomedikal servis manueli   ultrasonik   12v dc   myo elektrod   piller   arterial doppler   kontrol   endoskopi   dopler   bedsite monitor   tansiyon   fonksiyonlar   uhf   Sintigrafi   tıbbi cihaz bakım onarım   m servis   tipsozlugu   radyografi Pozisyonlar   stent   Ultrason   spektrofotometre   standart   court decision   kta   Tıbbi cihazlar kalibrasyon   Tıpta Son Yenilikler   biomedical service manuel   biomedikal   organic solids   Medikal kalibrasyon   faz   dicom   commercialization   biomedical materials   sistemi   kristal   hastabaşı monitörü   Hastabaşı monitör tamiri   membran   kısa dönem askerlik   sst   kangazı cihazı   Fakoemilsifikasyon   pahal   frekans   biyomedikal kariyer   TIBBi CiHAZLARIN TEMEL KAVRAMLARI   self test   medikal fuar   bıtırme odevi   geli   input boxes   biomedikal cihaz   biotechnology   belediye anons sistemi   ethylene oxide sterilization   Triturus Modül Ayarları   kanm   biyomedikal teknisyeni   Biyomedikal proje   biyomedikal teknik servis   medikal   notlar   matris   pacemaker   eleman   c clark   ultrasonografi   biyomedikal muhendisligi nedir   mantar   atomic force microscope   istanbul biyomedikal   billable hours   baskent biyomedikal   biomedikal teknikeri   Medikal cihazlar onarımı   diyaliz cihazi   analog   behcet disease   elektronik devreler   PASC   leland   cochlear implant   Nanoteknoloji Videoları   biyomedikal is ara   defibrilator   katarakt   Sintigrafi sistemi   Acıbadem Hastanesi biyomedikal   Radyoloji   ameliyat   biomedikal is   dreamweaver   Rontgen   kavu   Merkezi ezan vaaz sistemi   nanotechnology   yans   zamana   Yapay Sinir Ağları   Biomedical   diyot   bbi   gebelik   hastal   antenler   olsun   puritan bennett   budala   Tomografide kanser riski   Cep Telefonlarının Elektromanyetik Etkileri   Elektronik kart tamiri   Pnömatik   biomedical sensors   dummies   avantaj   uploaded   power generators   renkli doppler   purkinje   glass corrosion   vent   kalp   resistance temperature detectors   protozoa   ndan daha fazla   hemogram cihazi   enzim   steren   hastane   bilgisayarlar   laboratuar cihazlari   adobe   Tıbbi cihazlar onarımı   tens cıhaz   Ventilatör   Hastabaşı monitör onarımı   Elektroensefalografi   temel elektronik   analiz   m elektronik   ophthalmic   biyomedikal ebook   Dikey Geçiş   tibbi cihaz onarim   hastabaşı mönitörü şeması   ethics   aberration   esnas   abrasion   polar molecule   biyomedikal turkiye   yeditepe biyomedikal   enerji   tıbbi cihaz fuarı   ultrasound   biyomedikal muhendisi   biomedical engineers   tıbbi cihaz bakım   biyomedkal is   Biyoteknoloji   image processing   Nanoteknoloji-Anadolu Üniversitesi   paraf   Yasin Doruk Cagan   Kadir Guler   Polarografi Cihazı   elektronik devre   management flow   healthcare knowledge   vapor density   qualified medical   antijen   Biyomedikal   laboratuar cihaz   medikal cihaz   sterilazyon   Biyomedikal cihaz teknikerliği   biotech   ba lay   narak   Medikal Lazerler   dalgan   yazılım   doktorlar   DİCOM   service diagnostics   ultroson   biomedikal engineer   Cami ses sistemi   rmada   tsr   recin   akustik   web sitesi açtıracam   approved products   flash   biomedical turkey   Hastabasi   Medikal Teknoloji Biyomedikal Biomedical Elektroni   biyomedikal sirketleri   yeni bir   lamak   sanayi   medikal site   ingilizce   molecule   bakteri   transduser   anjiyo   microbiologist   biyomedikal cihaz teknolojisi   medikal fuari   konvertor   ac power   iMMuNOGENETiK   ecerkan@gmail.com   paralel   biyomedikal bolumu   TIBBİ GÖRÜNTÜLEME   Işıkla Bilgi İletimi   extrasystoles   myo elektrik   hasta başı monitörleri   kanallar   Defibrator   Dikey Geçiş Sistemi'nde değişiklik..   Debimetre   biyomedikal kitap   tiroid   Medicine ebook   investors business   gerilim   radan   Acıbadem Hastanesi iş   biyomedikal sozlugu   Steteskop   biyomedikal cihaz teknolojisi nedir   temizlik   biyomedikal eleman   contact   signals   biyomedikal fuarı   medikal şirket sitesi   iki yıllıkların askerlik durumu   opamp   Respiratory   HEART FAILURE   Elektronik   Acıbadem Hastanesi is   ekg   e107 Forum Teşekür Eklentisi   larson   kullan   ananda   sized computers   biyomedikal makale   electrode   dicom sunum   Electronic Stethoscope   Biyomedikal Cihaz   medikal serhat   Otomatik Film Banyo Cihazı   Yavuz Nuri Ertas   physiologic data   Defibrilatör   Hastabaşı   cerrahi   biomedical photonics handbook   knowledge management   insan kaynaklari   bacterial strain   Bilgisayarlı Tomografi   organic solvents   biomedical applications   biomedical image   nihon kohden   rapidshare   performance specifications   rezonans   HASTABAŞI   biomedical technology and devices handbook   hammacher   service capabilities   tıbbi cihaz onarım   mamografi   extension cables   ventilator   character behavior   bunu   vhf   marmara biyomedikal   biyomedikal iş   recent developments   flowmetre   elektro   vita x   Nanoteknoloji Nedir   biyomedikal cihaz teknolojisi nedir?   Nanoteknoloji